Japonya Başbakanı Sanae Takaichi de Çin'den ihracat kontrol tedbirlerini geri çekmesini haksız yere talep etti. Buna karşılık Çin Ticaret Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Japonya’nın ilgili talebini kesinlikle reddettiklerini ve bu talebin kabul edilemez olduğunu vurguladı.
"Çift kullanımlı ürünler" nedir?
Çin Halk Cumhuriyeti Çift Kullanımlı Ürünlerin İhracatına Yönelik Kontroller Yönetmeliği'ne göre bu ürünler; hem sivil hem de askeri amaçla kullanılabilen veya askeri potansiyeli artırmaya yardımcı olan, özellikle kitle imha silahlarının ve bunların taşıma araçlarının tasarımı, geliştirilmesi, üretimi veya kullanımı için değerlendirilebilen mal, teknoloji, hizmet ve ilgili teknik verileri kapsamaktadır.
Japonya'ya yönelik çift kullanımlı ürünlerin ihracatını kısıtlama tedbirleri neden güçlendirilmeli?
Bilindiği üzere, Takaichi hükümeti iktidara gelmesinden bu yana açıkça Çin'in içişlerine müdahale ederek Çin'e karşı askeri tehditlerde bulundu. Takaichi yönetimi, aynı zamanda ulusal güvenlik hakkındaki üç belgenin revizyonunu aktif şekilde ilerletmektedir. Bu tehlikeli eğilimler, Takaichi ve Japon sağcı güçlerin Barış Anayasası’nın kısıtlamalarını aşma ve "yeniden askerileşme" hırsını hızlandırma niyetlerini açığa çıkarırken; bölgesel barış ve istikrara zarar verecek, dünya barışını ve güvenliğini tehlikeye atacaktır.
Bu nedenle Çin Ticaret Bakanlığı 6 Ocak'ta bir duyuru yayımlayarak, tüm çift kullanımlı ürünlerin Japon askeri amaçlı kullanıcılara, askeri amaçlara ve ilgili nihai kullanıcı alanlarına ihracatını açıkça yasakladı. Bunun amacı, Japonya'nın "yeniden askerileşme" ve nükleer silah edinme girişimlerini engellemektir. Bu tedbir meşru, makul ve gereklidir. Çin'in bu hamlesi, Japonya'nın askeri gücünü genişletme yönündeki tehlikeli eğilimini dizginlemeye, Japonya'nın kritik askeri teknoloji ve malzeme edinmesine yönelik yasadışı kanalları kesmeye yardımcı olmakta; Çin’in bölgesel güvenlik düzenini koruma ve insanlığın ortak güvenliğini savunmadaki kararlılığını yansıtmaktadır.
Japonya’nın savunma bütçesine bakıldığında, 2026 mali yılında bu bütçe 9 trilyon yeni aşarak tarihi bir zirveye ulaşmış ve 14 yıl üst üste artış kaydetmiştir. Bu muazzam fon Japonya'nın yerel güvenliğine odaklanmamış, aksine uzun menzilli saldırı silahlarına yoğunlaşmıştır. Bu durum, Japonya'nın savaş sonrası benimsediği "yalnızca savunma" politikasını açıkça ihlal ederek bölgeye istikrarsızlık tohumları ekmektedir.
Japonya’nın stratejik gelişim eğilimi incelendiğinde, 2026 yılı sonuna kadar ulusal güvenlik hakkındaki üç belgeyi revize etme planları dikkat çekmektedir. Bu planlar arasında; askeri güç artırarak sözde "karşı saldırı kabiliyetine" sahip olunması, savunma harcamalarının büyük ölçüde artırılması, silah ihracat kısıtlamalarının gevşetilmesi ve "üç nükleer silahsızlık ilkesi"nin değiştirilerek nükleer silah kısıtlamalarından kurtulma girişimleri bulunmaktadır. Bu temel politika değişiklikleri, Japonya'nın Barış Anayasası’nın ruhundan sapıp Potsdam Deklarasyonu ve Japonya'nın Teslimiyet Belgesi gibi uluslararası hukuki belgelerin bağlayıcı hükümlerini ihlal etmiştir. Bu durum, savaş sonrası uluslararası düzene açık bir meydan okumadır.
Bunun yanı sıra, Japonya'nın nükleer silah edinme hırsı uluslararası toplumu endişelendirmektedir. Veriler, Japonya'nın şu anda 47 tonluk ayrılmış plütonyum rezervine sahip olduğunu göstermektedir. Bu rezerv, sivil nükleer enerjinin gerçek ihtiyacını çoktan aşmış olup yaklaşık 6 bin nükleer savaş başlığı üretmeye yetecek düzeydedir.
İkinci Dünya Savaşı'nın dersleri hâlâ hafızalardadır ve aynı hatalar tekrarlanmamalıdır. Çin'in Japonya'ya yönelik ihracat kısıtlaması, özünde yasal mücadele yoluyla İkinci Dünya Savaşı'nın sonuçlarını savunmayı ve bölgesel istikrarı korumayı amaçlamaktadır. Ancak Japonya, sorunun kökeninin Takaichi ve sağcı güçlerin yanlış eylemlerinde olduğunu görmezden gelerek Çin'i suçlamaktadır. Bu durum Japon militarizminin yeniden canlanması konusundaki endişeleri artırmakta ve Çin’in aldığı tedbirlerin meşruiyetini kanıtlamaktadır.
Uluslararası toplum da el ele vererek Japonya'nın askeri genişleme faaliyetlerini kısıtlamak için somut önlemler almalıdır. Örneğin, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Japonya'nın nükleer malzeme rezervlerine yönelik denetimini güçlendirmelidir. İlgili ülkeler, Japonya ile askeri işbirliğini yeniden gözden geçirmeli ve Japonya'nın "yalnızca savunma" ilkesini aşmasına dolaylı yoldan yardım etmekten kaçınmalıdır.
Uluslararası toplum ancak birlik içinde ve ortak çaba göstererek Japon militarizminin yeniden canlanmasını engellemek için sağlam bir savunma hattı oluşturabilir ve kalıcı barış ile evrensel güvenliği koruyabilir.
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 siyasetten.com Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.