Pusula Yatırım tarafından yayımlanan yurt dışı piyasalar günlük bülteninde; Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık sebebiyle Çin'in petrol ithalatının yarısı ile sıvılaştırılmış doğalgaz arzının üçte birinin kesintiye uğradığı belirtildi.
Bu gelişmeyle birlikte, Rusya'nın Yamal sahalarından Moğolistan üzerinden Çin'e yıllık 50 milyar metreküp gaz taşıması planlanan 2.600 kilometrelik Sibirya'nın Gücü 2 doğalgaz boru hattı projesinin taraflar arasında kritik bir öncelik kazandığı aktarıldı. Eylül 2025'te bağlayıcı bir memorandum imzalanmış olmasına rağmen Çin'in bin metreküp başına 120-130 dolar civarındaki yerel fiyat tarifesinde diretmesi, Moskova'nın ise bu rakamı ikiye katlayan Sibirya'nın Gücü 1 şartlarına yakın bir fiyat talep etmesi nedeniyle finansman ve teslimat takviminin henüz netleşmediği ifade edildi.
Ukrayna süreci sonrası Avrupa'ya gaz ihracatı yüzde 44 gerileyen Gazprom için tek bir alıcıya bağımlılık riski doğarken; deniz yolu risklerinden kaçınmak isteyen Çin için de Rusya'ya bağımlılık riski barındıran bu projenin, 2025 yılında Çin'e 38 milyar metreküp gaz taşıyan mevcut ilk hattı tamamlayıcı nitelikte olduğu kaydedildi. Çin'in elindeki 92 günlük ham petrol stoku, yılın ilk dört ayında yüzde 2,7 artan yerel gaz üretimi ve Orta Asya hatlarının Pekin'in pazarlık masasındaki elini güçlü tuttuğu vurgulandı.
Merkez bankalarının hamlelerine de yer verilen bültende, Avustralya Merkez Bankası'nın (RBA) nisan ayı kurul toplantısı tutanaklarının, dokuz üyeden sekizinin politika faizini yüzde 4,10'dan yüzde 4,35 seviyesine yükseltme yönünde oy kullandığını ortaya koyduğu bildirildi. Bu kararla 2025 yılındaki gevşeme adımlarının tamamen geri alındığı, Körfez bölgesindeki çatışmaların tetiklediği arz yönlü şoklar ve Brent petrolün varil başına 110 dolar civarında seyretmesi nedeniyle çekirdek enflasyonun uzun süre hedef üzerinde kalacağının öngörüldüğü aktarıldı.
Karara karşı çıkan tek üyenin, uzayan savaşın enflasyondan ziyade iç talebi vurabileceğini savunmasına rağmen piyasaların bankanın hamlesini haklı bularak ağustos ayında yeni bir faiz artışı olasılığını yüzde 75 olarak fiyatlamaya başladığı ve tavan faiz beklentisini yüzde 4,60 ile yüzde 4,85 aralığına taşıdığı ifade edildi.
Kanada tarafında ise nisan ayı yıllık tüketici fiyat endeksinin (TÜFE) yüzde 3,1'lik piyasa beklentisinin altında kalarak yüzde 2,8 seviyesinde gerçekleştiği bültende paylaşıldı. Bu verinin, şubat ayındaki yüzde 1,8'lik orandan bu yana devam eden yükselişe rağmen enflasyonun kontrol dışına çıkmadığını ve Kanada Merkez Bankası'nın yüzde 3,00 civarındaki hedef üst sınırının altında kaldığını gösterdiği belirtildi.
Son toplantısında faiz oranını yüzde 2,25 seviyesinde sabit tutan Kanada Merkez Bankası'nın sıkılaşma baskısının hafiflediği, buna karşılık Fed gösterge faizinin yüzde 3,75 seviyesinde bulunması ve yıl sonuna doğru yeni bir faiz artışı olasılığının gündeme gelmesinin iki ülke arasındaki faiz makasını genişlettiği kaydedildi. Bu ayrışmanın tahvil piyasasında da kendisini hissettirdiği; ABD 10 yıllık tahvil getirileri yüzde 4,7 yakınlarına ulaşırken, Kanada 10 yıllık tahvillerinin yüzde 3,7 seviyelerinde kaldığı, bu durumun daha yüksek getiri sunan ABD doları varlıklarına olan talebi artırarak kısa vadede Kanada doları üzerinde değer kaybı baskısı yarattığı öngörüsüne yer verildi.
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 siyasetten.com Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.